Çocuklarda Akut İnfeksiyöz İshaller

İnfeksiyöz ishaller özellikle gelişmekte olan ülkelerde çocuk ölümlerinin en önemli nedenlerinden biridir. Dünyada her dakika yaklaşık 6 çocuğun ishal nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir.

Ülkemizde de 1-5 yaş grubundaki ölümlerin pnömoniden sonra ikinci nedeni ishallerdir.

Dünyada bebek ve küçük yaştaki çocuklarda tespit edilen ishallerin en önemli nedenlerinden biri rotavirüs’tür.

Rotavirus

Rotavirus ishali erken çocukluk döneminde ağır ishallerin önemli bir sebebidir.

Daha çok kış aylarında salgın yapan rotavirus enfeksiyonu tipik olarak kısa bir kuluçka döneminin ardından hafif bir ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusma ataklarını izleyerek sulu ishal şeklinde ortaya çıkar.

Ateş ve kusma genellikle ikinci günden sonra şiddetini yitirir, fakat ishal, 5-7 gün daha devam edebilir. Gaita tetkikiyle çok kısa sürede ishalin rotavirusa bağlı olup olmadığı anlaşılabilir.

Adenovirus

Enterik Adenovirüs 0-3 yaş grubu çocuklarda rotavirüsten sonra ikinci sırada akut ishal nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.

Adenovirüse bağlı olarak en sık görülen komplikasyonlar dehidratasyon, metabolik asidoz ve laktoz intoleransıdır. Adenovirus enfeksiyonları çocukluk çağında çok çeşitli klinik tablolarla kendini gösterir.

Daha çok gastrointestinal sistem ve solunum sistemde enfeksiyon oluşturmalarına rağmen göz, böbrek, cilt, nörolojik ve kardiovasküler sistemde de hastalık tablosu ile karşımıza çıkabilir.

Noravirus

Norovirüsler, dünya genelindeki tüm akut gastroenterit salgınlarının %60-80’inin nedeni olarak kabul edilmektedir. Noroviruslar su ve gıdaları kontamine ederek salgınların gelişmesine neden olurlar.

Enfeksiyonların gelişiminde esas olarak kirli gıda ve su; ikincil olarak da insandan-insana direk temas, virusun bulaştığı havanın solunması, virüslü yüzeyler, cansız nesneler ve gıda ile uğraşan kişilerin elleri rol oynamaktadır.

Bu virusler hastane, yurt, kreş, bakımevi, cezaevi, askeri kamp ve gemi gibi kalabalık ortamların çevre yüzeylerinde 3–4 hafta canlı kalarak salgınlar için önemli bir bulaş kaynağı oluşturmaktadırlar. Ayrıca kaynak ve şebeke sularıyla geniş kitleleri etkileyerek hızla yayılmaktadır.

Norovirusler her yaştaki insanı etkileyerek, bulantı, kusma, ishal gibi semptomlarla seyretmekte ve “mide gribi, kış kusması, akut non-bakteriyal gastroenteritis, viral gastroenteritis” isimleri ile bilinen hastalıklara yol açmaktadır.

 

İshalle karşılaşıldığında öncelikle ishalin akut mu, kronikmi, süreklimi, zaman zaman mı, ishal ve kabızlık periyodları tarzında birbirini izleyen dönemler varmı, hastanın yaşı, seyahat öyküsü olup olmadığı, ateş, karın ağrsı, ıkınma, kanlı ishal, antibiyotik kullanımı, kilo kaybı, sistemik hastalık öylüsü, yenilen besin, çevrede salgın hastalık öyküsü sorgulanmalıdır.

Ardından hastanın dışkısının direkt incelemesi, paraziti olup olmadığı, antiparaziter tedavi görüp görmediği araştırılır. Gerekirse gaita kültürü yapılır.

Akut ishalli olgularda, yaşlara göre etkenler, hangi durumlarda hangi incelemenin yapılması gerektiği ve hangi durumların antimikrobik ajan ile tedavinin zorunlu olduğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Her şeyden önce ishalin olası etkenini tahmin ettirici ve mümkünse kesin tanı koydurucu yöntemlere başvurulmalıdır. Dışkı örneği bekletilmeden incelenmelidir. Klinik bulgular ve mikroskopi sonucuna dışkı kültürü ve toksin araştırılması da yapılabilir.

Ishallerin tedavisinde temel prensip

Akut infeksiyöz ishallerin tedavisinde temel prensip sıvı ve elektrolit kayıplarının yerine konmasıdır. Orta ve ağır derecede etkilenmiş çocuklarda genellikle sıvıyla birlikte tuz kaybı da oluştuğundan sadece su vererek tedavi edilme olanağı yoktur. Büyükçe çocuklarda kaybedilen sıvının yerine konulması için rehidratasyon sıvıları kullanılabileceği gibi, meyve suları, soda, yoğurt ve ayran da verilebilir. Orta dereceden daha fazla su kaybetmiş yada bir yaşın altındaki çocuklarda bu tedavilerle sıvı kaybının yerine konması çoğunlukla mümkün olmaz ve bu çocuklara kaybedilen sıvı damar yoluyla verilmelidir. Rehidratasyon sıvılarının uygulanmasından sonra veya damar yoluyla sıvı tedavisine başlandıktan 6-8 saat sonra ağızdan beslenme başlatılmalıdır. Anne sütü alan bebeklerde anne sütüne mutlaka devam edilmelidir. Anne sütü almayanlarda ishal maması verilebilir. Daha büyük çocuklarda yağsız, şekeri az besinler tercih edilir. İnek sütü de ishali artıracağından dikkatle verilmelidir.

Kusma önleyici ilaçlar verilebilirse de bunlar son derece ciddi yan etki riski taşıdığından oldukça dikkatle kullanılmalıdır.

On günden uzun süren infeksiyöz ishaller daha çok Entamoeba histolytica, Giardia intestinalis, kriptosporidyum gibi ciddi infeksiyonlara (dizanteri ?) ya da Mikobakterium infeksiyonlarına bağlıdır ve ciddiyetle tedavi edilmelidir.

Her infeksiyöz etyoloji düşünülen ishalde antibiyotik verilmesi sıkça yapılan bir yanlıştır. Bu durum hem bakteriel direnç gelişimine yol açmakta, hem de tedavisi zor ikincil enfeksiyonlara neden olmaktadır. Bunun yanında Şigella enfeksiyonunda ve bakteriyemi varsa Salmonella enfeksiyonunda, Kllostridyum difficile, enterotoksijenik E.Koli’nin etken olduğu Turist diyaresinde antibiyotik tedavisi verilebilir.

Salgınların önlenebilmesi için

Salgınların önlenebilmesi için şehir su şebekelerinin çok iyi kontrol altında tutulması, gerektiği şekilde klorlanması, hastane gibi ortamlarda sanitasyon ve hijyen standartlarının yükseltilmesi gerekmektedir. Salgın ve hastalık durumunda ise el hijyenine önem verilmeli, kontamine yüzeyler uygun dezenfektanlar ile temizlenmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.