D-vitamini fazlalığı (zehirlenmesi)

Doğru beslenmeye ilginin artmasıyla, D-vitamini formülasyonlarının giderek artan çeşitlilikte eczane ve market raflarındaki yerini aldığını ve bu ilaçların kullanımının her gün arttığını görüyoruz.

Aslında D-vitamini hormon benzeri fonksiyonları olan bir maddedir. Güneş ışığından gelen ultraviyole ışınlarıyla cildin üst tabakasında üretilmekte, karaciğer ve böbrek dokusunda geçirdiği bir dizi işlem sonunda yağ dokusunda ve karaciğerde depolanmaktadır.

Raşitizm tanısı konulmadan yüksek doz D-vitamini tedavileri uygulanması ve D-vitamini de içeren bazı ürünlerin (Balık yağı, omega 3…gibi) yaygın olarak kullanılması sonucu D-vitamini zehirlenmesi ile her geçen gün artan oranlarda karşılaşılmaktadır.

Gereksinim ne kadardır ?

D-vitamini ilaç olarak, raşitizmin önlenmesi ve tedavisinde kullanılır. Bütün bebeklik ve çocukluk çağında 400 IU D-vitamini günlük gereksinim olarak belirlenmiştir. Bebeğin alması gereken miktarı rahatlıkla karşılayacak bir ürün (Devit 3 damla) ülkemizde devlet kurumlarınca ücretsiz olarak temin edilmektedir. 

Ne için gereklidir ?

D-vitamini vücuttaki kalsiyum dengesinin düzenlenmesi ve normal kemik yapısının oluşumu için gereklidir. Bebeğe vitaminin verilmediği ve yeterince güneşlendirilmediği durumlarda Raşitizm ortaya çıkar.

Ancak, D-vitamini vücutta depolanabilen bir molekül olduğundan ve vücuttan atılma süresi ortalama 30-60 gün olduğundan, suda eriyen vitaminlerin aksine ihtiyacın üzerinde alındığında vücuttan uzaklaştırılması problem haline gelebilen bir maddedir.

Normal kan düzeyi ne olmalıdır ?

Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) serum 25(OH) D-vitamini düzeyinin <12 ng/ml altında olmasını eksiklik, 12-20 ng/ml olmasını yetersizlik, 20-50 ng/ml olmasını normal olarak kabul etmektedir.

Buna göre 50-100 ng/ml arası değerler D-vitamini fazlalığını, 100 ng/ml (250nmol/L) üzeri değerler, kalsiyum fazlalığı da varsa D-vitamini intoksikasyonunu, > 150 ng/ml (350 nmol/L) olması mutlak intoksikasyonu gösterir.

Ancak bilimsel kanıt aranmaksızın Medya kullanıcı Tıp Otoriteleri aracılığıyla topluma duyurulan D-vitamini normal düzeyleri, burada verilen değerlerin çok üzerindedir ve neredeyse toksik eşiklere yakındır. 

Fazla D-vitamininin etkisi nedir ?

D-vitaminin fazla miktarda alınmasıyla genel olarak barsaktan ve kemiklerden kana kalsiyum geçişi artar (hiperkalsemi). Buna bağlı olarak zehirlenme belirtileri gelişir. D-vitamini zehirlenmesinde kalsiyum kristalleri yumuşak dokularda depolanmaya başlar ve merkezi sinir sisteminde, kalp damar sisteminde, böbrekler ve bağırsaklar üzerinde önemli değişiklikler oluşur.

Zehirlenme sebepleri nelerdir ?

Çocuk yaş grubunda D-vitamini zehirlenmesi,

  • Ailenin rastgele vitamin preparatı kullanması,
  • Önerilen vitamini yanlış kullanması,
  • Sağlık personelinin uygun olmayan miktarda D-vitamini önermesi,
  • Bıngıldak kapanmaması, diş çıkarmama veya yürümede gecikme gibi nedenlerle, reçete edilmeksizin, gereksiz ve yüksek dozda D-vitamini kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Raşitizm yada kalsiyum seviyesinin düşük olması ile seyreden hastalıklarda tedavi amaçlı aşırı miktarda D-vitamininin, tekrarlayan dozlarda kullanılması (stoss tedavi) da D-vitamini zehirlenmesine yol açmaktadır. Stoss tedavide kullanılan oral yada kas içi uygulanan D-vitamini ampulleri 300.000 Ünite D-vitamini içermektedir. Bu miktar normalde bebeğin 2 yıl içerisinde alması gereken toplam D-vitamini gereksinimine karşılık gelir.

Eksiklik durumlarının laboratuar olarak kanıtlandığında kullanılması gereken bu ilacın rastgele kullanımı çoğunlukla D hipervitaminozuna neden olabilmektedir.

D-vitamini zehirlenmesinin laboratuvar bulguları idrarda aşırı kalsiyum atılımı, düşük veya normal fosfor, düşük veya normal alkalen fosfataz düzeyleri, düşük parathormon ve yüksek 25 (OH) D seviyeleridir. Hafif hiperkalsemide serum kalsiyum düzeyi 12 mg/dl altında, orta hiperkalsemide 12-14 mg/dl arasında, ağır hiperkalsemide ise 14 mg/dl’nin üzerindedir.

Klinik bulgular nelerdir?

Hiperkalsemide klinik bulgular sindirim sistemi, böbrekler, santral sinir sistemi ve kardiyovasküler sistemle ilgilidir.

Hafif derecede hiperkalsemisi olan hastalarda genellikle herhangi bir bulgu yoktur. Orta ve ileri derecede artmış kalsiyum düzeyi bulunan hastalarda iştahsızlık, bulantı ve kusma görülür. Bu durum vücutta sıvı kaybına neden olur. Sıvı kaybı hiperkalsemiyi ağırlaştırır, böbrek kan akımını ve böbreğin kanı temizleme fonksiyonunu azaltır.

Hiperkalseminin devam etmesi, özellikle fosforu yüksek olan hastalarda böbrekte kalsiyum fosfat tuzlarının depolanmasına yol açar. Bu durum böbrek içi idrar kanallarında tıkanma ve taş oluşumu ile sonuçlanabilir. Kalsiyumun birikimi daha da artarsa böbrek fonksiyonları bozulur ve idrarda kan elemanlarının bulunması, idrarı konsantre etme yeteneğinin bozulması gibi sonuçlar ortaya çıkar.

Nasıl anlaşılabilir ?

Klinik görünüm olarak hiperkalsemili hastada yorgunluk hissi, kaslarda ileri derecede güçsüzlük, kas gevşekliği, derin tendon reflekslerinin azalması, karın ağrısı, bulantı-kusma, sıvı kaybı ve barsak hareketlerinin azalması ile ilişkili olarak kabızlık, mide ülseri, sindirim bozukluğu, çok su içme, çok idrar yapma görülür. Ciltte ve mukozalarda kuruluk ile giden sıvı kaybı, yumuşak dokularda ve ciltte kalsiyum birikimine bağlı kaşıntı olabilir. Kalp ritm bozuklukları, böbrek taşlarına bağlı yan ağrısı, idrar yollarında tıkanma ve böbrek yetersizliği ve hipertansiyon gelişebilir.

Akut ve ağır hiperkalsemide bilinç bulanıklığı, konfüzyon ve koma görülür. Kronik hiperkalsemide kalsiyum kalp kapakçıklarında depolanabilir ve üfürüm duyulabilir.

Tedavide neler yapılır ?

D-vitamini zehirlenmesi tedavisinde esas prensip kalsiyum fazlalığının ortadan kaldırılmasıdır.

Orta ve ağır hiperkalsemi olgularının  öncelikle mevcut sıvı kaybının yerine konması gerekir. Yeterli sıvı dengesi sağlandıktan sonra kalsiyumun vücuttan atılımını artıran, barsaklardan emilimini azaltan, kemiklerden kalsiyum salınımına engel olan ilaçlarla kalsiyum seviyesini düşürmek amaçlanır.

Depolanmış D-vitaminini kısa sürede vücuttan uzaklaştırmayı sağlayan bir tedavi yoktur. Bu amaçlarla hasta hastane ve gerekirse yoğun bakım takibine alınarak, sıkı bir sıvı ve diüretik takibi yapılır, böbrek, kalp ve merkezi sinir sistemi bulguları yönünden takip edilir.

Ağır hiperkalsemide diğer tedavilere yanıt alınamadığı takdirde diyaliz önerilmektedir.

Tedavi sonrasında nelere dikkat edilir ?

D-vitamini yağda eriyen bir vitamindir, vücuttaki aşırı fazlalığı durumunda bir yıla kadar uzayabilen yüksek düzeylere neden olmaktadır.

Hiperkalsemi yinelemeye eğilimlidir, D-vitamin düzeyi bu tedavilere rağmen ancak üç ay sonra normale gelebilmektedir. Bu olgularda aynı zamanda D-vitamini yönünden fakir diyet verilmelidir.

Nasıl korunulabilir ?

D-vitamini intoksikasyonundan korunabilmek için raşitizm varlığı laboratuvar yöntemleriyle kanıtlanmadan depo D-vitamini tedavisinden, balık yağı gibi, esas içeriğinden farklı olarak kapak markasının altında D-vitamini de içeren takviye edici besin ögelerinin bilinçsizce kullanımından kaçınılması gerekir.

‘Vitamindir, ne kadar verilirse o kadar iyidir’ yanılgısı üzerinde ısrarla durularak, yüksek doz D-vitamini kullanılmasının sakıncaları ailelere anlatılmalı ve eczanelerde depo D-vitamini preparatlarının reçetesiz satılması engellenmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.